21 Şubat 2008 Perşembe

Adam Gibi Oynayın Yoksa Çizeriz!


Ligde 4.lüğü hedeflediği kaptanı ve bayrak adamı Steven Gerrard tarafından bile açıklanan, 18 yıllık şampiyonluk hasretinin bir yıl daha uzayacak olmasına kesin gözüyle bakılan bir de bunların üstüne FA Cup'tan elenen Liverpool'da, daha birkaç hafta öncesine kadar kulübün sahiplerine karşı teknik direktör Benitez'i koruyan taraftarlar homurdanmaya hatta ufak ufak fiili faaliyetlere geçmeye başladı. Bu gördükleriniz Liverpool'un antreman tesislerinin dış duvarıdır, hiç hoş şeyler değildir, tasvip etmiyoruzdur nitekim "Asla Yalnız Yürümeyeceksin"dir.





Hocam Tekme Atıyor, Davacıyım!


Bundan tam 14 sene öncesi, Mauro German Camoranesi'nin daha ilerleyen zamanlarda İtalyan olacağından haberi yok ülkesi Arjantin'in Alvarado takımı için ter dökerken bir Alvarado - Aldosivi derbisinde rakip takımdan Javier Pizzo'yu şu anda da yabancı olmadığımız meşhur müdahalelerinden biriyle biçiyor. Ayağı kırılan Pizzo'nun futbol hayatı sona eriyor ve okuluna devam etmeye karar verip avukat oluyor. Buraya kadar normal, anormal kısmı geçenlerde Camoranesi'nin evine gelen bir zarfla başlıyor. Arjantin Mahkemesine başvuran avukat Pizzo, Camoranesi'yi kendisine 45bin euro para cezası ödemeye mahkum ediyor. Bunun üzerine jüriye o maçta gördüğü kırmızı kartın o hareketini zaten cezalandırdığını ve bir para cezasının olmaması gerektiğini söyleyen Camoranesi bir sonuç alamıyor ve 14 sene önceki bir faulünün bedelini 45bin euro ile ödüyor. Bundan sonra yapacağı müdahalelerde iki kere düşünecektir herhalde.

Messi'nin Barca'sı


Rijkaard'ın asimile ettiği Ronaldinho'dan sonra Barca'nın iplerini Messi'nin eline tutuşturdular. Al artık bu senin takımın, bu takımdan gidecek biri varsa o da Ronaldinho'dur dediler. Bugün Celtic deplasmanında oldukça iyi bir futbol ortaya koydu Barcelona, enazından istatistiklerden ve özet görüntülerden bu kadarını çıkarabiliyoruz. 24 şutu var kaleye Barca'nın, Celtic'in 4. Attıkları 2 gol de bu 4 şuttan kaleyi bulan 3'ü arasından geldi. Kısaca attığını vurdu bu maçta Celtic. Devreyi de önde bitirdiler attıkları gole hemen Messi'nin verdiği cevaba rağmen. İkinci yarıda istediği skoru almış Barca, Messi ve Henry ile. Büyük takım bu şekilde olunuyor tabi, ne kadar zor duruma düşersen düş, istediğin skoru yada sana avantaj sağlayacak skoru bir şekilde almayı biliyorsun.

*Bir ufak hatırlatma da Lyon - Manchester United maçı ile ilgili, biri son yılların -hatta bence gelmiş geçmiş- duran toplardaki tartışmasız en büyük ismi, diğeri ise kulağı geçme yolunda hızla ilerleyen boynuz misali. Aynı ülkeden olmasa da benzer futbol ekollerinden gelen iki süper yıldız Juninho Pernambucano ve Cristiano Ronaldo. Takip edilmeli. Gecenin skorları da şu şekilde;

Lyon - Manchester United 1-1
Arsenal - AC Milan 0-0
Fenerbahçe - Sevilla 3-2
Celtic - Barcelona 2-3

19 Şubat 2008 Salı

Catenaccio


60'larda Herrera'nın Inter'i ile Rocco'nun Milan'ı meşhur etti bu sistemi. Daha sonlaraları modern zamanlarda ise Zoff'un İtalya'sında gördük. Tarihçesi 30'lara dayanır ama gediklerinin kapatıldığının ve geçilemez olduğunun düşünüldüğü yıllar 60'lardır. Liberolu, birbirine geçmeli, "zincir" adı verilen 5'li defans, önlerindeki 2 defansif orta saha ve 2 kanat oyuncusu ile tek forvetten oluşur. Futbola pek birşey kazandırmasa da onu kullanan takımlara zamanında çok başarı kazandırmış fakat özellikle İtalyan futboluna günümüzde bile devam eden bir antipati bir önyargı doğmasına sebep olmuştur. Bugün Liverpool - İnter Şampiyonlar Ligi maçını izlerken gözümün önüne geldi bir anda. Materazzi'nin atılmasıyla (ne büyük süpriz) maçın 3'te 2'sini 10 kişi oynamak zorunda kalan İnter'in en uçta bıraktığı Zlatan bile yarı sahayı geçmedi. Mancini eski değildir aslında o kadar, daha dün gibi hatırladığım Lazio'nun Ericksson yönetiminde kazandığı son şampiyonlukta giyiyordu 10 numaralı formasını, ama gol yemeden dönerim belki umuduyla kendi ceza sahasına kadar geriledi, Liverpool'u üstüne aldı. Tabi Liverpool'u o seyirci önünde, 10 kişiyle üstüne alırsan elbet bi yerden açık verirsin. Nitekim sabrının ve oyun disiplininin ödülünü 86'da aldı Liverpool, 90'da da Gerrard cilayı çekti. İstediği skoru alınca da orta sahada tek pasla maçı bitirdi. Ligdeki durumları nasıl olursa olsun, Rusya'da ki final için en favori takım yine onlar, diğerini bilemem. Şampiyonlar Liginde gecenin skorları da şu şekilde;

Schalke 04 - Porto 1-0
Roma - Real Madrid 2-1
Olympiakos - Chelsea 0-0
Liverpool - Inter Milan 2-0

18 Şubat 2008 Pazartesi

Blatter Coştu Bir Kere


Geçenlerde İngiltere Premier League kulüplerinin yurtdışına açılma kararına verdiği ağır tepkiyle gündeme gelen FIFA Başkanı Sepp Blatter, bu seferde İspanya Hükümeti ve İspanya Futbol Federasyonu (RFEF) için yollamış oklarını. Bir zamanlar bizde, Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in, o zamanın Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy'a erken seçim baskısı yaptığı ve bunun siyasetin spora müdahelesi olduğu konuşulmuştu çokça. İşte İspanya'da da bu aralar bu konu gündemde. İspanya Hükümeti, İspanya Futbol Federasyonu'na erken seçim yapması için baskı yapıyor. FIFA Başkanı Blatter, bu baskının sürüdülmesi halinde İspanya Milli Takımının ve İspanyol kulüplerinin Uluslararası Organizasyonlardan men edileceğini ve bunun için 6 saatlik bir toplantının yeterli olacağını söyledi. İspanya Hükümeti bu açık ve net uyarıyı mutlaka ciddiye alacaktır, sonuçta bu uyarıyı yapan FIFA, kendi başkanı Blatter'in deyimiyle, Birleşmiş Milletler gibi, fakat ondan daha fazla üyesi ve daha fazla gücü olan bir kurum.

* Bir parantez de Kaka'ya. Daha önceki bir yazımda Premier League kulüplerinin sözcülerinin çıkıp bu yurtdışına açılma planlarından vazgeçtiklerini açıklamaları gerektiğini, aksi halde bu organizasyonu eleştirmenin bir moda haline dönüşeceğini söylemiştim. Kaka'da bu modaya uyanlardan. Şampiyonlar Liginde Milan'ın Arsenal'le eşleşmesinden sonra ilk maç öncesi bu plan ile ilgili görüşlerini açıklamış. Olaya futbolcuların açısından baktığını ve Çin'e, Japonya'ya gitmenin çok büyük bir yük olduğunu, bunun bir çılgınlık olacağını söylemiş. Bunu gerçekten İngiliz futbolcularını düşündüğünden mi yoksa, Şampiyonlar Ligi maçı öncesi rakibi stres altına sokmak için mi yapmış orası tartışılır, ama tartışılmayacak birşey var ki o da bu planın İngiliz futboluna zarar vermeye devam etmesi.

Ivan Klasnic


Almanya Ligi özetlerini izlerken gördüm, Nürnberg maçında takımının 2. golünü attı Ivan Klasnic. Sağdan gelen ortaya, arka direğin hizasında, alnının sağıyla vurduğı topu Nurnberg kalecisi Blazek'i hareketsiz bırakarak aşırtma bi şekilde uzak direğe yolladı. Her golcü atamaz bu golü, hele ki onun yaşadıklarını yaşadıktan sonra. 2001'de St. Pauli'den geldi Werder Bremen'e. Almanya doğumlu, çift pasaportlu ama Hırvatistan milli takımını seçti Hırvatistan'dan çalışmak için Almanya'ya göçen ailesinin hatrına, yani karnının doyduğu değil köklerinin olduğu yeri seçti. Herşey iyi giderken Ocak 2007'de böbreklerinden birinin iflas ettiğini öğrendi. Ameliyatla annesinin böbreğini aldı, vücudu reddetti. 2007 Martında reddedilen böbrek vücut içinde çürümeden alındı, yerine babasınınki takıldı. Babasınınkini kabul etti vücudu, ameliyatı yapan doktorlar futbola devam edebileceğini söylediler fakat Werder Bremen'in kulüp doktorları vücudunun o ağır tempoyu kaldırmasının mümkün olmadığını ve oynayamayacağını belirttiler. Tam 6 ay sonra 2007'nin Eylül ayında takımına döndü Klasnic. Hafif antremanlar, hazırlık maçları ve yedek takım ile çıkılan maçlarda denedi kendini. Kasım 2007'de Cottbus deplasmanında kavuştu formasına ve 63 dakika sahada kaldı. Tam 1 yıl sonra, Aralık 2006'dan bu yana ilk defa çıktı sahaya. Bu sezon 4 lig maçına çıktı 3 golü var. Bayern artık gerçekten tedirgin olabilir.

17 Şubat 2008 Pazar

Lyon'a Gözdağı


2. Louis mezarında takla attı, Monaco onun adını taşıyan stadda Bordeaux'dan 6 yerken. Gollerin hepsi ikinci yarı geldi, 15 dakika da 3 gol bulduktan sonra Perez'in de atılmasıyla rakibini dağıtan Bordeaux durmadı, atmaya devam etti. Laurent Blanc'ın öğrencileri bir zamanların Thuram'lı, Barthez'li, Henry'li, Trezeguet'li, Arsene Wenger'li efsane Monaco'suna kendi sahasında tarihi bir mağlubiyet tattırdı 6-0'lık skorla. Sene başında daha 4. haftada Brezilya'lı Ricardo Gomes'i yollayan Monaco'lu milyarder patron Michel Pastor staddan maç bitmeden ayrıldı. Bordeaux'da Cavenaghi şansını iyi kullanmaya devam ediyor, bu maçta da 2 tane yolladı filelere. Fransa Kupası ve Lig Kupasından elendikten sonra ligden de kopan Monaco'da Jean Petit'nin de kellesini alırlar. Sene sonunda da Jeremy Menéz'i büyüklere kaptırmaları muhtemel, kısacası Monaco daha uzun süre kendine gelemez. Bordeaux'ya da bir parantez açıcak olursak, hem ligde hem Avrupa Kupalarında tam gaz devam ediyorlar, puan farkı bire indi, bu sene lig Lyon için geçen 6 sezon kadar kolay olmayacak orası kesin.

Liga Bir Öyle Bir Böyle


La Liga'da son haftalardaki büyüklerden birinin puan kaybetme geleneği bu haftada Real Madrid'in sırasını savmasıyla devam etti. 5. dakikada öne geçtikleri Betis deplasmanında 2-1 yenilerek ligin sonunu rahat getirebilmelerini sağlayacak 3 puan daha bıraktılar. Barcelona ise Irureta'nın Zaragoza'sını 83. dakikadaki uydurma penaltıyla 2-1 geçti ve puan farkını 5'e indirdi. Rijkaard hala Ronaldinho'yu kenarda oturtup maç sıkışırsa 70. dakikada oyuna alıyor, onun yerine oynayan Meksika'lı Geovani ve forvetteki genç Bojan'ın öyle belirtildikleri kadar müthiş yetenekler olduklarını sanmıyorum. Geovani asla bir Ronaldinho, Bojan ise asla bir Eto'o olamaz. Biri en fazla Aimar diğeri de Saviola olabilir diye düşünüyorum. Önümüzdeki haftalarda bu puan farkı da kapanmaz, Real Madrid'in buna izin vereceğine ihtimal vermiyorum, bu aralarda oynar (+-)3 olarak değişir gibi geliyor.

16 Şubat 2008 Cumartesi

E Git Artık..


Sene başından beri Sevilla'da yer yer ortaya çıkan yer yer hasıraltı edilen bir Daniel Alves sorunu mevcut. Adam mutsuz, tutturmuş illa ki gidicem de gidicem diye. Sene başında Mourinho Stamford Bridge'e getirecekti, Sevilla hedefleri doğrultusunda yollamadı, Alves çıkıp yönetimin zorlamasıyla olduğu da belli bir şekilde biraz daha kalmaya karar verdim dedi, devre arasında Luis Fabiano'nun transfer söylentileri çıkınca hemen atladı, takımda kalmak istemeyen zorla tutulamaz diyerek kendi yolunu yaptı ve en son olarak dün sözleşmesinin bittiği 2012 yılına kadar Sevilla'da kalmayacağını ve en yakın teklife gideceğini söyledi. Sene sonunda artık kaçarı yok başka bir kulübün bayrağını öpüp yeni formasıyla top sektirirken göreceğiz onu ve tahminimce bu kulüp İngiltere'den olacak. İspanyol vatandaşlığına da geçen Alves için Tottenham'ın yeni, Alves'in eski hocası Juande Ramos gün sayıyordur büyük ihtimal..

Haşar-ı (e)


UEFA maçlarına bakarken bir şey dikkatimi çekti, Bolton - Atl. Madrid maçında, Madrid’in haşarı çocuğu (hep aynı tabir sıkıldım bundan yeni birşeyler düşüneceğim bu konuda) Sergio "Kun" Agüero kırmızı kart görerek oyundan atılmış. Şimdi eee ne var bunda kırmızı kart işte nesi enteresan bunun diyeceksiniz ama yahu biri bana bu Agüero'nun ve bir başka dikkatimi çeken Atl. Madrid oyuncusu Reyes'in bu sene içinde kaç kırmızı kartı oldu söyleyebilir mi? Ben söyleyeyim 5. Daha ligde ve Avrupa'da sezonun yarısına gelinmişken bu rakam normal gelmedi bana bir belirteyim dedim, ilerde gelebilecek muhtemel başarısızlıklarda bu istatistikler dökülür ortaya ona göre. UEFA'da perşembe günü maçları da şu şekilde;

Aberdeen - Bayern Münih 2-2
Zürih - Hamburg 1-3
Rosenborg - Fiorentina 0-1
Slavia Praha - Tottenham 1-2
Bolton - Atl. Madrid 1-0
Benfica - Nurnberg 1-0

15 Şubat 2008 Cuma

Son Söz Blatter'den


İngiltere Premier League kulüplerinin kendi aralarında aldıkları, ligde oynanan maç sayısını bir artırıp, bu maçları da takımlarını gezici sirk gibi oradan oraya gezdirip başka kıtalarda oynatma kararı, İngiliz taraftarlar ve Asya Futbol Federasyonundan (AFC) sonra FIFA Başkanı Sepp Blatter'den de veto yedi. Bu öneriyi çok sert bir dille eleştiren Blatter, bu gibi fikirlerin İngiltere'nin 2018 Dünya Kupası adaylığı sürecinde de olumsuz etki yaptığını söyledi. İngilizlerin bir an önca çıkıp bu düşüncelerinin saçmalıklarını kabul ettiklerini ve bu ukala tavırlarından ötürü özür dilediklerini açıklamaları lazım yoksa tepkiler gelmeye devam edebilir hatta İngiltere'ye tepki göstermek moda olabilir dile düşebilirler, yakışmıyor bu gibi şeyler futbolun beşiğine ona göre..

14 Şubat 2008 Perşembe

Nihat (65) vs. ?



Bu iki takım eşleşince hafif bir gülümseme oluşmuştu yüzümde. İki Türk oyuncu, Türk olmayan iki ayrı takımda UEFA Kupasında karşı karşıya geliyor diye. Fakat Rusyada ki ilk randevu bizim açımızdan pek parlak geçmedi. Fatih Tekke'nin sakatlığından dolayı oynayamadığı maçta Nihat'ta 65. dakikada oyundan alındı. Maçı Zenit, Pogrebnyak'ın attığı golle 1-0 kazandı. Uefa da çarşamba gününün maçları şu şekilde;

Galatasaray – Leverkusen 0-0
Sporting – Basel 2-0
AEK – Getafe 1-1
Brann – Everton 0-2
Werder Bremen – Braga 3-0
Marsilya – Spartak Moskova 3-0
PSV – Helsingborg 2-0
Anderlecht – Bordeaux 2-1
Rangers – Panathinaikos 0-0

Ronaldo'nun Acısı



Bu iki resim arasındaki tek fark Ronaldo'nun üstündeki formanın siyah olmayan kısmının rengi ve belki biraz da saç stili. Hani derler ya sakatlanmasa dünyanın en büyük futbolcusu olabilirdi diye, o kariyerinde dizinin ona yaptıklarına rağmen dünyanın en iyi futbolcularından biri oldu. France Football dergisinin verdiği Altın Top (Ballon D'or) ödülünü 2 kez kazandı ve son noktayı geçen akşamki Livorno maçında koydu. Bu sefer sol dizi yarı yolda bıraktı onu. Ntv'deki haberde sakatlığının nüksettiği söylense de sağ dizdeki sakatlığın sol dize nasıl nüksettiğini hala anlamış değilim orası ayrı bir konu. Esas olan 31 yaşındaki Ronaldo'nun, 9 ay sürecek bu sakatlığı da atlatıp sahalara geri dönecek kadar azimli olup olmadığı. Bir sürü sakatlığı yüzünden futbola doyamayan büyük yetenek gördük ama Ronaldo'yu sanırım bu sıralamada Van Basten'in yanına koyabiliriz. Bir üzüntümde Fotomaç'a, Adriano'nun Sao Paulo'ya gitmesi ve orada rakibine attığı kafa dolayısıyla tahminen 3 ay ceza alacak olması, Ronaldo'nun da sakatlanmasıyla ellerinde Fenerbahçe'ye getirecek adam kalmadı yeni arayışlara çıkmaları lazım, onlara tavsiyem müzmin sakat yıldız kontenjanını Louis Saha, sorunlu yıldız kontenjanını da Drogba ile doldurmaları, nasolsa yiyen her türlü yiyiyor.

12 Şubat 2008 Salı

Premier League Asya'dan Döndü


İngiltere'de geçen hafta kulüpler birliğinin yaptığı açıklamayla 2010/2011 yılından itibaren yutdışına açılmayı planlayan ve her sene bütün takımların ligdeki maç sayısını 39'a çıkarıp, bu maçların yurtdışında yapılmasına karar veren Premier League kulüplerinin bu düşüncesi Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) başkanı Mohammed bin-Hammam'dan döndü. Yaptığı açıklamada bu açılıma sıcak bakmadığını söyleyen bin-Hammam, bu organizasyonun Asya futboluna bir katkısının olmayacağını düşündüğünü ve bu düşüncesini Konfederasyon Komitesine de ileteceğini belirtti. İngiltere'nin bu planına Orta Doğu ve Amerika Birleşik Devletlerinden destek gelirken, Japonya Futbol Federasyonu başkan yardımcısı Junji Ogura, iki İngiliz kulübünün Japonya topraklarında maç yapmasının uygun olmadığını ve kendi liglerini ve kulüplerini koruymak amacıyla böyle bir organizasyona sıcak bakmadıklarını söyledi. Güney Kore'den gelen destek sonrası AFC ve Japonya'dan veto yiyen Premier League kulüplerinin bu programlarını Asya'ya taşımaları zor görünüyor. İlerleyen zamanlar neler gösterecek merakla takip ediyoruz..

Aulas'dan Anlamlı Cevap



Bugün bir haber düştü Fransız ajanslarına, denilene göre Manchester United, Lyon'lu Hatem Ben Arfa ve Karim Benzema'yı istemiş açık açık. Lyon'da bu işlere başkan bakar, Manchester United'da teknik direktör Sir Alex Ferguson oyuncuyu ister, ama Lyon'da futbolcuyu verip vermeme kararı dominant başkan Jean-Michel Aulas'ın yetkisindedir. Neyse konuya dönücek olursak Aulas hafiften dalga geçmiş Manchester'la. Sir Alex Ferguson'a, bu iki oyuncunun en az 2 yıl daha Lyon forması giyeceklerini, takımlarının geleceğini bu iki oyuncu üzerine kurmak istediklerini ama Karim Ben Arfa için Cristiano Ronaldo ve bir miktar para verirlerse düşünebileceklerini belirtmiş. Tabi bu nükteli açıklamalardan sonra Ferguson'a da 34 yaşındaki Giggs ve ameliyat masasından kalkamayan Saha'nın yerine yeni alternatiflere yönelmek kalmış. Aslanım karşındaki koskoca "Sir" o şekilde konuşulur mu derler adama, senin de bi gün United'a işin düşer..