12 Şubat 2008 Salı

Blatter'den "Suni" Hamle


FIFA başkanı Sepp Blatter, Afrika Kupasındaki zemin rezilliğinden sonra Dünya Kupasının Güney Afrika'da oynanacağını aklına getirmiş olacakki zemin problemleriyle çözüm üretmeye başlamış. Akla gelen ilk formül tabiki kullanımı gittikçe yaygınlaşan suni çim formülü. Önceleri mahalle arasındaki halı sahalarda, ayakkabının içine giren siyah, küçük maddelerden tanıdığımız suni çimi, GSGM ( Gençlik Spor Genel Müdürlüğü) amatör kulüplerin sahalarını bir bir kaplayarak futbolun içine iyice soktu. Son zamanlarda Kasımpaşa'nın sahasının suni çim olmasından dolayı Turkcell Süper Lig'de evinde maç yapamaması ve Olimpiyat Stadında oynamak zorunda olmasından dolayı yaşadığı mağduriyet sıkça gündeme gelirken, Blatter'in suni çime dünyanın en büyük organizasyonu için "olabilir" demesi yeni tartışmaları gündeme getiricektir elbet. Fakat bu illa orjinal çim de çim ısrarında bi fayda göremediğimi de belirtmek isterim. Hem 4 mevsim cila gibi zeminde top oynayama şansın var, hem saha bakım masrafın yok, hem de kar kış problem olmuyor, e daha ne o zaman değil mi..

11 Şubat 2008 Pazartesi

Yok Artık Real Madrid


Bu yukarıdaki gülen suratları, birbirine sarılmak için açılmış kolları 7 kere gördük bu gece. Cumartesi günü Sevilla deplasmanında 2 puan bırakan Barça'ya, bu işin peşini bırak artık dedi Real. La Liga'nın iyi takımlarından olan Valladolid'e acımadı Real. İlk yarı Ercan Taner'in sesi kısılıyordu her golden sonra futbolcuların adını tekrarlamaktan, 5-0 bitti ilk yarı. İkinci yarı için 10 olur dedi bizim bir arkadaş, yok dedim o kadar olmaz, ama 7 oldu, La Ligaymış, saygın ligmiş dinlemedi Real. Raul attığı 2 golle 14 yaptı Valladolid'e attığı gol sayısını, diğer goller Guti (2), Baptista, Robben, Drenthe. Bir de Robinho 15. dakika da sakatlanıp çıkmasaydı ne olurdu, orasını da düşünmeden edemiyor insan..

10 Şubat 2008 Pazar

Yine Mısır

26. Afrika Uluslar Kupası sahibini buldu. Bu akşam oynanan final maçında, daha önce gruplarda da karşı karşıya gelen iki takım Mısır ve Kamerun karşılaştı. Gruplarda rakibini 4-1 gibi farklı bir skorla yenen Mısır, final maçını da Aboutreika'nın golüyle 1-0 kazandı. Golde Galatasaraylı Song'un hatası büyüktü, 90. dakkada o kafa golünü atsa affettiricekti kendisini ama atamadı ve Mısır üstüste 2. toplamda 6. kez müzesine götürdü Afrika'nın en büyük kupasını. Barça'nın Kamerun'lu yıldızı Samuel Eto'o turnuva tarihinin en golcü oyuncusu unvanını kazanırken attığı 5 golün tamamını grup maçlarında atıp, ilerleyen turlarda gol atamaması dikkat çekti. Geçen Afrika Uluslar Kupası yarı finalinde hocası Hassan Shehata ile oyundan çıkarıldığı için tartışan hatta bu tartışmayı büyütüp hocasının üstüne yürüyüp fiziki saldırıda bulunan Mido, o hareketinin cezasını çekip vatandaşlarını İngiltere'de Boro'nun tesislerinden izlerken, o maçta onun yerine giren ve 81. dakkada Senegal Karşısında turu getiren golü atan Amr Zaky, bu turnuvada da yarı final maçında Fildişi Sahiline karşı 6 dakika içinde attığı 2 golle Fildişi'nin gardını düşürüp turu getiren adam oldu ve turnuvayı da 4 golle tamamladı. Mido da aklını başına toplayıp herkesin yerinin doldurulabileceğini öğrenmiştir herhalde.



* Mısır kalecisi Essam El-Hadary çıkardığı müthiş toplarla Mısır'ın kupayı almasında önemli bir rol oynadı. Afrika'nın Müslüman ülkelerinden akın akın 3. sınıf topçu getiren Anadolu kulüplerine duyurulur, 35 yaşında ama 3 sene rahat oynar, tabi gelir mi orasını bilemem.



** Tüm Afrika ülkeleri tarafından saygı duyulan ve "Afrika'nın Kaptanı" olarak adlandırılan Rigobert Song, turnuvadaki güzel oyununa finalde yaptığı hatayla gölge düşürdü.



*** Tribünler her zamanki Afrika sıcaklığındaydı.

Saygı Duyulacak Bir Saygı Duruşu



Bizim ülkemizde de zaman zaman statlarda maç öncesi saygı duruşu yapılır. Bu saygı duruşlarında usul 1 dakikadır. Fakat bizim maçlarda dikkat edin 30. 40. saniyeden sonra hakem düdüğünü çalar ve saygı duruşunun hem saygı, hemde duruş kısmını o işkenceden kurtarmak zorunda hisseder kendini. Bugün Old Trafford stadında karşı karşıya gelen ezeli rakipler Manchester United ve Manchester City, maç öncesi, 6 Şubat 1958 tarihinde meydana gelen ve 8i United'lı futbolcu, 23 kişinin ölümüne neden olan Münih uçak faciasını bir saygı duruşuyla andı. Santraya çiçekler kondu, United Federasyondan alınan özel izinle 1958 yılındaki formalarla maça çıktı. Ama tam 1 dakika süren saygı duruşunda ne bir slogan atıldı, ne bir tezahürat yapıldı, ne de bir siyasi parti işareti yapıldı. İki takım taraftarı da, ölenlerin anısına saygı duyulacak şekilde bir saygı duruşu yaptı. Maçı, deplasman takımı City, Vassell ve yeni transferleri Benjani'nin golleriyle 2-1 kazandı. Darısı bizim ülkemizdeki saygı duruşlarına..



*Manchester United'lı futbolcuların özel izinle giydikleri 1958 yılının retro formaları.

Barça Kendini Bitiriyor


Cumartesi gününün maçı 1-1 bitti. Sevilla ilk yarı dünyayı kaçırdı. Capel, o takımda neden var olduğunu bi türlü anlayamadığım, Katalan kontenjanından, idareten, boş mukaveleye oynayan Oleguer'i maymun etti. Puyol'un yokluğu hissediliyor, Milito bireysel olarak görevini yapıyor fakat defanstaki bir lider değil, Thuram'dan da geçmiş artık zaten Santander'den transfer ettikleri Ezequiel Garay ilaç olucaktır oraya. Ronaldinho için Rijkaard; o hala benim en büyük silahım demeçleri veriyor ama Ronaldinho pek bi idareten oynuyor bu aralar, bırakmazsanız zorla gönderttiririm kendimi dercesine. Sonuçta Real yarın kazanırsa, ki sever böle maçları kazanır, puan farkı sekize çıkıyor ve Barça umutlanmak için, Real Madrid'den bir Almeira faciası daha beklemek zorunda, hatta birden de fazla. Sevilla'nın da önümüzdeki yıl şampiyonlar Liginde oynamak için şimdilik tek çaresi Şampiyonlar Ligini kazanmak gibi görünüyor, çünkü asla Sevilla bu hafta kesin kazanır denecek kadar güven vermiyor ligde. Geçen yılki siz (Sevilla - Barça), neredesiniz?

8 Şubat 2008 Cuma

İngiltere Dışarı Açılıyor


Kendi kurallarıyla, kendi tarzlarıyla, kendi oyun yapıları ve kendi futbol kültürleriyle bence dünyanın en büyük futbol ekolü olan İngiliz futbolu, Premier League'deki 20 kulübün yöneticilerinin bir araya gelmesiyle alınan kararla yurt dışına açılma konusunda önemli adımlar attı. Bu görüşmelerde 2010/2011 yılından itibaren Premier League'deki her kulübün ligde yapacağı 38 maç dışında bir maçını da yurtdışında bir ülkede yapması konusu gündeme getirildi ve kulüp yöneticileri tarafından kabul gördü. Fakat tabi her şey kulüp yöneticilerinin isteğiyle olmuyor. Bunun için FIFA'nın da izni gerekiyor. Ayrıca bu karar taraftarlardan büyük tepki çekmiş durumda. Takımları için herşeyi yapan, yıllar öncesinden ileriki sezonlar için kombineleri kapatan İngiliz taraftarlar, takımlarının birer kukla gibi ülke ülke gezdirilmesine sıcak bakmıyor. Zaten senede 4 yurt içi kupa ve bir de Avrupa Kupası oynayan takımların bunların dışında sadece reklam amaçlı olarak o kadar uzak ülkelere seyahat etmesi de mantıklı gelmiyor. Sir Alex Ferguson'da bu konuyla ilgili Manchester United CEO'su David Gill'i suçlayıp, böyle bir karar alınmadan önce menejerlere başvurulmadığı ve onların fikirlerinin alınmadığını kızgın bir şekilde ifade etmiş. Herşeyi yolunda giden, Federasyonu tarafından alınan kararların çoğu örnek niteliğinde olan, izlenmesi en keyifli, futbol bayrağını en önde taşıyan lig olan İngiltere liginin, çığlık çığlığa bağıran, futbol cahili, dış görünüş hastası, çekik gözlü amatör fotoğrafçı kızların ilgisine ihtiyacı yok diye düşünüyorum. Hele ki kulübede oturan yedek sayısının da önümüzdeki senelerde yediye çıkarılacak olmasından sonra.

7 Şubat 2008 Perşembe

Ghana 2008'de Sona Doğru


Afrika Uluslar Kupasında yarı final maçları bu akşam oynanacak. Geçen kupanın finalini oynayan iki takım Fildişi Sahili ve Mısır bu sefer yarı finalde eşleştiler, turnuvanın ev sahibi Gana'da Dünya Kupasına katılamayarak hayal kırıklığı yaratan ve bu turnuvada kendini affettirmek isteyen Kamerun önünde. Maçlar Eurosport'tan naklen yayınlanacak, Gana - Kamerun maçı saat 19:00, Fildişi Sahili - Mısır maçı ise 22:30'da. Bu eşleşmelerden, çeyrek finalde Gine'yi beşleyen Fildişi Sahili ile turnuvanın ev sahibi Gana'nın çıkacağını düşünüyorum ama Jose Mourinho üstad, Gana'yı stres sarabilir demiş o yüzden o maç için kesin bir şey denemez. Turnuvanın şampiyonluk favorisinin de yine Fildişi Sahili - Mısır eşleşmesinden çıkacağına inanıyorum. Bastır Filler.

6 Şubat 2008 Çarşamba

Münih Faciasında 50. Yıl



6 Şubat 2008, Münih'teki uçak faciasının 50. yıldönümü. 6 Şubat 1958 yılında, Belgrad'dan, Şampiyon Kulüpler Kupası maçından dönen Manchester United kafilesini taşıyan uçak yakıt ikmali için Münih Havaalanına iniş yapar. Kalkmak için harekete geçtiğinde motor problemi yüzünden başarısız olur. 2. denemesinden de başarılı olamadıktan sonra 3. denemesinden kalkış yapar fakat yeterli hıza ve yüksekliğe ulaşamadan yere çakılır. Bilanço; 11'i Manchester United kafilesinden toplam 23 ölü. Ölen oyuncular; Geoff Bent, Roger Bryne, Eddie Colman, Duncan Edwards, Mark Jones, David Pegg, Tommy Taylor, Liam Whelan. Ne acı bir tesadüftür ki bu kaza esnasında uçakta bulunup burnu bile kanamadan çıkan 21 yaşındaki genç oyuncu Bobby Charlton daha sonraları, ölen Manchester United yıldızlarının yerine sezonun geri kalanında oynayıp zamanla büyük bir efsane olmuş ve 66' Dünya Kupası'nı ülkesine kazandırmıştır. Kaza fotoğrafı koymak yerine kazadan önceki 3-3 biten Kızılyıldız maçına son kez beraber çıkan Manchester United'lı futbolcuların fotoğrafını koymak istedim.

5 Şubat 2008 Salı

Alexandre "The Duck" Pato


22 milyon euroyu tek kalemde saydığında hayrola diyenlere, yarım sezonda 30 gol atar bu demişti Berlusconi. 2008'in Ocak ayından önce profesyonel sözleşme imzalayamıyordu 17 yaşında olduğu için ama sezon ortasına bırakmak istemedi onu Silvio ve sezon başında alıp koydu köşeye. 13 Ocak'taki Napoli maçıyla çıktı görücüye ve o günden beri oynadığı 6 lig maçında 4 gol attı. O gelene kadar ligde üstüste 2 maç kazanamayan Milan, onla son 6 maçının 5'ini kazandı. Önümüzdeki 15 yıla damgasını vurabilecek yeteneğe sahip ve bu yetenekleri herkesin gözünün içine sokabileceği bir kulüpte. Son oynanan Fiorentina maçında, son yarım saatte oyuna girip golünü atıp sakatlanıp çıktı. Brezilya milli takımına Beşiktaşlı Bobo'yu çağırdı Dunga onun yerine. Bence kötü de yapmadı, dünyanın 89 ülkesine yayılan Brezilya'lı futbolcuları denemekte bir zarar yok, sonuçta Fatih Terim olsa Romario'yu da çağırabilirdi. Fotoğrafta da Pato, genelde Kerlon'un yaptığına tanık olunan "La Foquinha" (Fok) hareketini yaparken.

4 Şubat 2008 Pazartesi

Super Bowl XLII



Amerikan futbolu pek izlemem hatta sevmem de açıkçası, ama söz konusu Super Bowl olduğu zaman bir geceyi ayırıp izlemek gerekir bütün maçı. Çünkü Super Bowl sadece sahada oynanan oyunla sınırlı kalmaz, reklamları ve çeyrek arası gösterileriyle de büyük bir organizasyondur. Alicia Keys ve Prince gözüme çarptı bu yılki finalde. Defansif ve durgun giden bir maçı, aralarda sahen alan şarkıcılar nasıl ateşleyebilir onu gördüm. Finale namağlup gelen New England Patriots, New York Giants önünde finalinde açık ara favorisiydi. Bu maçı da alırlarsa NFL tarihinde ilk "Perfect Season" yapan takım olacaklardı. Fakat olmadı. New York Giants, maç sonunda MVP seçilen yetenekli quarter-back'i Eli Manning'in müthiş paslarıyla ve maçın bitimine 35 saniye kala yaptıkları touch-down ile kazandı maçı. Bir bilgi de reklam aralarıyla ilgili vereyim, Super Bowl'da 30 saniyelik bir reklamın bedeli 2.7 milyon dolar. E tabi 95 milyon insanın izlediği bir organizasyona reklam vermek kolay olmasa gerek.

Ersen Kızardı, Muñoz Kovuldu


Geçen sene kurtarmışlardı paçayı, bu sene zor gibi gözüküyor. Levante'nin ardından Recreativo Huelva'da gidici. Son bi hamle ile hocalarının görevine son verdiler. Haziran 2007'de Panathinaikos'tan gelmişti Victor Muñoz, 7 ay dayanabildi, Trabzonspor'dan olaylı bir şekilde Ersen Martin'i aldı, o da ilk maçında oyuna girdikten 7 dakika sonra kırmızı kart görüp oyun dışı kaldı. Ligde 19. sıradalar, şimdi kulüp antrenörlerinden Manolo Zambrano alacak kontrolü ve Huelva'yı La Liga'da tutmaya çalışacak. Şahsi fikrim pek şanslarının olmadığından yana ama zaman gösterecek neler yapacaklarını...

Ronaldo'ya Yeni Teklif


27 gol attı şimdiye kadar. Sezonun yarısını yeni geçtik ve George Best'in 33 gollük Premier League'in en golcü kanat oyuncusu olma unvanını ele geçirmeye çok yakın. Geçen sene 2012'ye kadar sözleşme uzatmıştı United'la 5 yıllık, Sir Alex Ferguson'a yetmemiş bu. Ödüllendirelim şu çocuğu demiş ve birazda Real Madrid'e kaptırma korkusuyla açmışlar kesenin ağzını. Haftalık 140,000 pound vermişler 2014 yılına kadar, 44 milyon pound ediyor toplamı. John Terry'nin 130,000 poundluk en çok kazanan oyuncu unvanını da ele geçirecek kabul ederse ki menejeri Old Trafford da mutlu olduğunu belirtmiş. Etmemesi için bir neden yok gibi, tabi Los Galacticos'tan adına yakışır bir teklif gelmezse.

3 Şubat 2008 Pazar

Barca'da Umut Işıgı



Güzel futbol oynadıklarından yada taraftarlarını heyecanlandıran bi oyun ortaya koyduklarından değil, Real Madrid'in kendine verdiği bir haftalık izinden dolayı bir umut ışığı bu, matematiksel olarak yani. 90'ların Cruyff yönetimindeki efsane Barcelona kadrosunun sağ açığıydı Goikoetxea, nerden çıktı şimdi derseniz bugün Nou Camp'a ayak bastı kaç sene sonra Osasuna'nın bu maçtaki teknik sorumlusu olarak. Sevilla maçından sonra verdiği demeçlerin ardından ceza alan Osasuna teknik direktörü Cuco Ziganda tribünde otururken, saha içinde yardımcısı Goikoetxea vardı. İyi de direndi Goikoetxea'nın Osasuna'sı ama büyük takımlar istedikleri sonuçları almasını bilirler böyle maçlarda o yüzden de büyklerdir zaten ve 88. dakika da Xavi'nin golü geldi, sonuç 1-0, puan farkı 6. Biraz daha renk gelicek La Liga'ya, gibi enazından..

1 Şubat 2008 Cuma

Ara Transferler


Futbolda 1 Şubat itibariyle ara transfer dönemi sona erdi ve takımlar ligin ikinci yarısında kullanacakları kadroları belirlediler. Durgun başlayan ara transfer dönemi sonlara doğru hareketlendi. Özellikle İngiltere Premier ligindeki kulüpler, ara transfere en çok para harcayan kulüpler oldular. Chelsea Bolton'dan Anelka'yı alırken Liverpool Zenit'ten Skrtel'i kadrosuna kattı. Man. City Shakhtar'dan Castillo'yu kiraladıktan sonra Bianchi'yi Lazio'ya yollayıp Portsmouth'tan Benjani'yi alırken Portsmouth Benjani'nin açığını kadrosuna Woodgate'i katan Tottenham'dan Defoe'yu alarak kapattı. Liverpool ayrıca Sissoko'yu Juventus'a yollayıp Mascherano'nun bonservisini aldı. Diğer transferler;

Ever Banega (Boca Juniors) ---> Valencia
Belluschi (River Plate) ---> Olympiakos
Cesar Delgado (Cruz Azul) ---> Lyon
Maniche (Atl. Madrid) ---> Inter (Kiralık)
Lucarelli (Shakhtar) ---> Parma
Lassana Diarra(Arsenal) ---> Portsmouth
Marco Ruben (River Plate) ---> Villareal
Marco Ruben (Villareal) ---> Recreativo Huelva (Kiralık)
Milan Baros (Lyon) ---> Portsmouth (Kiralık)
Stendardo (Lazio) ---> Juventus (Kiralık)
Marcelo Gallardo (PSG) ---> DC United
Boumsong (Juventus) ---> Lyon
Almiron (Juventus) ---> Monaco (kiralık)
Kuffour (AS Roma) ---> Ajax
Carlos Alberto (Werder Bremen) ---> São Paulo FC (Kiralık)
Jan Koller (AS Monaco) ---> Nurnberg
Adriano (Inter) ---> São Paulo FC (Kiralık)
Mannini (Brescia) ---> Napoli
Branislav İvanovic (Lokomotiv Moskova) ---> Chelsea
Franco Di Santo (Audax Italiano) ---> Chelsea FC
Manuel Fernandes (Valencia) ---> Everton
Afonso Alves (Herenveen) ---> Middlesbrough
Breno (Sao Paulo) ---> Bayern Munchen
Manuel Da Costa (PSV) ---> Fiorentina
Anthony Vanden Borre (Fiorentina) ---> Genoa
Ewerthon (Stuttgart) ---> Espanyol
Georgios Samaras (Manchester City) ---> Celtic
Helder Postiga (Porto) ---> Panathinaikos

Şimdilik gözüme çarpan önemli transferler bunlar, daha bir sürü var ama burası da Medya Takip Merkezi değil ki be kardeşim insaf..

Afonso Alves


Bir Brezilyalı futbolcular vardır bir de nüfus kağıdında Brezilyalı yazıp Brezilyalı gibi olmayan futbolcular. Alves ikinci gruba giriyor. 1.88'lik boyu, kaleye sırtı dönük oynayabilmesi, hücumda top tutma özelliği ile bildiğimiz, alıştığımız çabuk, süratli, teknik, yerden bitme Brezilyalı forvet kalıbına ters. Bir nevi İtalyan forvetleri andırıyor bana, İtalya'da da çok iyi işler yapardı diye düşünüyorum ama o adaya gitmeyi tercih etti. Heerenveen'de geçirdiği bir buçuk sezonda oynadığı maç sayısı kadar gol attı, hatta daha bile fazla; ligde, kupada ve Avrupa kupalarında 47 maçta formasını giydiği kulübüne 48 gol kazandırdı. Şimdi gollerini kötü günler geçiren ve kötü top oynayan Middlesbrough için atmaya çalışacak. Tam fiyat açıklaması yapılmadı ama Telegraph 12 milyon pound diyor. Kötü bir takıma gittiği için eleştirilen Tuncay'ı düşünürsek bu adamın o kulübe gitmesine ne denir orası soru işareti fakat benim düşünceme göre İngiltere Premier Ligine gittikten sonra çok vasat bi takımla anlaşmamak kaydıyla Middlesbroughmuş Tottenhammış o kadarı farketmez, o ligde var olmak, top oynamak yeter...