31 Ocak 2008 Perşembe

Taraftarın Kulübü


Takım sahiplerinden memnun olmayan Liverpool taraftarlarından daha önce bahsetmiştik. İşte bu taraftar en sonunda birşeyler yapmaya karar verdi ve bunuda kulübü satın alarak gerçekleştirecekler. Liverpool Üniversitesi futbol endürstrisi grubunun direktörü olan Dr. Rogan Taylor, artan borçlar ve alınan kredilere ödenmesi gereken yıllık 30 milyon pound'un kulübün ekonomisini gün geçtikçe daha kötüye götürdüğünü belirtip buna bir son verilmesi gerektiğini söyledi. Bunu da 100.000 kulüp üyesinin kişi başı 5000 pound ödeyerek 500 milyon pounda kulübü Amerikalı işadamlarından alıp, hem borçları kapayıp hem de yeni yapılacak Stanley Park'a bütçe ayırarak gerçekleştirilebileceğini belirtti. "Share Liverpool FC" adında bi grup kuran taraftarlar buradan fikirlerini ve planlarını internet üzerinden yayıyorlar. Ne denir ki bu Liverpool taraftarının üzerine yok dünyada, siz bu işi görün bir 5000 poundda benden...

Shinji Ono


Asya futbolunun Avrupa'ya ilk girişlerindendir Ono. 2001 yılında Inamoto'yla beraber tası tarağı toplayıp bi umut gelmişlerdi. Inamoto Arsenal'e giderken, Ono'yu Feyenoord kapmıştı. Bu ikiliden daha başarılı olup, göze daha çok batan Ono oldu. Daha ilk sezonunda, UEFA Şampiyonu olan Feyenoord kadrosunda kendine yer bulmuştu hatta ataklar onun üzerinden yönlendiriliyordu. Uzaktan attığı şutlarla da can yakıyordu ki bizim Fenerbahçe'ye de golü vardır. Ceza yayında, sonradan Fenerbahçe'yi şampiyon yapacak olan van Hooijdonk ile girdiği duvar pasından sonra sol ayağının içiyle Rüştü'nün sağına bırakmıştı topu. Sonraları sakatlıklardan çekti uzun süre ve Avrupa'da kendine kulüp bulamayınca yuvasına döndü 2006'da. Urawa'da kendine geldikten sonra Bundesliga yolunu tutmuş bu sempatik Japon. Bochum'da kendini gösterip daha büyük bi takıma geçeceğine ihtimal verilebilir, nitekim daha 29 yaşında.

Beckham'dan Övgü Dolu Sözler


Hiç ısınamamışımdır bu çocuğa yıllar yılı. Bence öyle çok ahım şahım bir yeteneğide yok hani, tamam sağ ayağının içini raket (çok anlamsız bu benzetme, el de bari di mi) gibi kullandığına lafım yok ama ne bileyim topçu dediğin iki ayağını da kullanır bu adam solunu koşarken kullanıyor sadece. İdeal bir sağ çizgi oyuncusu başka da birşey olmaz gibi. Neyse, şu aralar milli takım heyecanı sardı Beckham'ı, 99 kere milli oldu ve 100. maçına çıkmak istiyor. Real Madrid de iken çok da sıkı fıkı olmadığı, yedek kaldığında mırın kırın ettiği Capello İngiltere Milli Takımının başına geçince birden ağız değiştirdi Becks. Bugünlerde eski hocası hakkında övgü dolu sözler sarfedip, ona ne kadar saygı duyduğundan bahsediyor. Bu hoş beşlere soğuk İtalyan Capello nasıl reaksiyon vericek bilinmez fakat esas soru Beckham; Peter Shilton, Bobby Moore, Billy Wgirht ve Bobby Charlton'la beraber 100'ler kulübüne girmeyi hakediyor mu? Fotoğraf da Fransa 98'den, onun için hiç de hayırlı olmayan bi anın fotosunu koyayım dedim rengimi belli etmek amacıyla.

29 Ocak 2008 Salı

I Am Legend - Will Smith


Tamamiyle zaman kaybı. Hollywood'un en çok gişe yapan aktörü Will Smith için kariyerinde geriye doğru atılmış, başarısız bir adım. Onun gibi büyük bir oyuncunun senaryoyu eline alır almaz kenara fırlatıp atması gerekirken sırf eski dostu Francis Lawrence'ın hatrı için tek başına filmi taşımaya yeltenmesi, beraber çuvallamalarına neden olmuş. Imdb'deki 7.3'lük oran ise çok farazi. Bir daha olmasın Will, seviyoruz seni...

Wise Newcastle'da


Uzun süre Alan Shearer'ın ismi geçmişti bu görev için fakat sonunda Dennis Wise'da karar kılındı. Zaten Shearer'da ikinci adam olmaya pek niyetli değildi. Newcastle, Kevin Keegan'ın yardımcısını Leeds United da buldu ve İngiltere Premier Liginin, zamanında en çılgınlarından olan Dennis Wise ile anlaşma imzaladı. Yukarıdaki ikiliyi 99-00 senesinden sonra tekrar, ama bu sefer ikisi birden kenardayken izleyeceğiz.

Karşılaştırmalı FA Cup


Haftasonu İngiltere Federasyon Kupası 4. turunda enteresan bir maç oynandı. 3. turda, İngiltere birinci liginin açık ara lideri ve Championship mücadelesinin en büyük adayı Swansea'yi, berabere biten ilk maçın ardından rövanşta yenip eleyen Havant & Waterlooville F.C., Liverpool ile oynadı. Bizim gazetelerde bu gibi maçlar öncesinde iki takımın futbolcularının, bütçesinin ya da stadının değerleri verilir takımlar acımasızca mali değerleriyle kıyaslanır ve büyük takımın her yönden ne kadar üstün olduğu belirtilip maçta oluşabilecek sürpriz ihtimalinin ne kadar az olduğunu ama olursa da bi o kadar büyük ve ses getirecek bi olay olduğu söylenir. İşte İngiltere'nin Daily Telegraph gazetesi de böyle bir araştırma yapmış maç öncesi, biz artık bitsin bu tür gereksiz araştırmalar deyip bi yandan da ilgiyle okuduğumuzu saklarken onlar hiç üşenmeden spor ekinin kapağına yapıştırıvermişler. Verileri veriyorum aşağıda;


- Ortalama Seyirci; Liverpool: 43,554 Havant: 606
- Sezonluk Bilet Fiyatı; Liverpool: £650 Havant: £147
- Lig Pozisyonu; Liverpool: Premier Lig 5.si Havant: Liverpool’dan 123 basamak aşağıda
- Satılan Sezonluk Bilet; Liverpool: 25,000 Havant: 150
- Kupalar; Liverpool: 5 Şampiyonlar Ligi (4 Şampiyon Kulüpler, 1 Şampiyonlar Ligi), 18 İngiltere Ligi Şampiyonluğu, 7 Federasyon Kupası, 3 UEFA Kupası Havant: 1 Güney Ligi Güney Bölgesi Şampiyonluğu, 1 Russell Cotes Kupası, 1 Birleşik Güney Kontlukları Floodit Kupası
- Rekor Transfer; Liverpool: F. Torres £26,5 Havant: John Wilson £5000
- Borç; Liverpool: £350 milyon Havant: Yok
- Haftalık Ödenen Ortalama Maaş; Liverpool: £20,000-£100,000 Havant: £100-£500


Sonuç, ilk yarıda bulduğu 2 golle rakibine kısa bir süre “noluyoruz lan” dedirtenin Havant & Waterlooville F.C.’nin nefesi ikinci yarıya yetmedi ve 5-2’lik mağlubiyet geldi. Bu maçtan geriye de Havant’lıların Anfield hatıraları ve sponsorları “Blue Square”den, maçı kazanmaları halinde alacakları £250,000 ikramiyenin hayalleri kaldı.





*Liverpool menajeri Rafa Benitez ve Havant menajeri Shaun Gale.

28 Ocak 2008 Pazartesi

Palermo Tipledi


Haftasonu, Arjantin Kapanış Ligi öncesi düzenlenen Arjantin Yaz Turnuvasında oynanan Superclasico'da kazanan taraf Boca Juniors oldu. Mar del Plata'da oynanan maçta yarı yarıya doldurmuştu tribünleri kanlı bıçaklı kardeşler. Palermo ve Battaglia'nın golleri 2-0'lık galibiyeti getirdi Boca'ya. Gecenin ilginç anı, Palermo'nun, Riquelme'nin kullandığı serbest vuruşta kaleciden dönen topa attığı kafa golünde direkten aldığı destektir, buyrun buradan..

Öyle ya da Böyle Real


Hafta başından beri çok iddialı konuşuyordu Villarreal cephesi. Nihat'ın açıklamalarına çakal İspanyol gazetelerinin de verdiği gaz eklenince Real Madrid - Villarreal maçı birden sezonun maçına dönüştü. Sezonun ilk devresinde Real Madrid beşlemişti Villarreal'i El Madrigal'de. İsmi ve telaffuzu kadar karizmatik bir stat değil El Madrigal ama orada Villarreal'i beşlemek de o kadar kolay değil. Rövanşta yine 5 gol vardı fakat bu sefer ikisini Villarreal yolladı 6 maçtır kalesinde gol görmeyen ve UEFA'nın sitesinde Avrupa'nın en iyi kalecisi seçilen Casillas'ın kalesine. Nihat, basına verdiği demeçlerde iddia ettiği kadar etkili değildi ama kim bilir belki dediği gibi Türk değil de Arjantin'li olsa maçın sonunu görebilirdi...

* Bir dip notta Barcelona'ya, Bilbao deplasmanında kaybettikleri puanla Real Madrid'le aralarındaki fark 9 puana çıktı futbolda herşey mümkün fakat artık 2.lik düşüncesine alıştırmaya başlasınlar kendilerini..

** Resim de Türkiye'de de zamanında sıkça gördüğümüz asisti yapana bir teşekkür niteliğinde parlatılan krampon aksiyonu, severim böyle şık jestleri...

27 Ocak 2008 Pazar

Luis Fabiano Clemente


Geçen senenin hem İspanya'da hem de Avrupa'daki büyük sürprizlerinden biri olan Sevilla'nın ileri ucunda çok iyi işler çıkaran oyuncularındandı Luis Fabiano. Sao Paolo'da parladıktan sonra Porto'ya gelen fakat Diego (Werder Bremen) ile birlikte aradığını bulamayan Güney Amerika kaçaklarından biriydi. Tekrar kıtasına dönmek yerine İspanya'yı tercih etti ve burada gerçek yüzünü gösterdi. Şimdi ise Rolando Bianchi'yi Lazio'ya yollayan Man. City'nin hedefinde. 12 milyon euro teklif etti City ama Fabiano'nun gitmeye meyilli açıklamalarına rağmen bu teklif Sevilla yöneticilerine yeterli gelmedi. Sezon başında çark edip Chelsea'nin teklif yapmasıyla gidicem de gidicem diye tutturan fakat sonra bu isteğinden vazgeçen Dani Alves arka çıkmış bırakın gitsin çocuk diye ama başkan Jose Maria del Nido, Fabiano'nun hiçbir yere gitmediğini ve takımda kalacağını hatta sözleşmesini yenilemek için kendisiyle masaya oturacaklarını açıkladı basına. E tabi Juan de Ramos'u Tottenham'a kaptırdıktan sonra enazından kadroyu koruyalım demiştir. Bu arada yeri gelmişken şu teknik direktör transferi olayına da değineyim, bu ayrı bi yazı konusu olacak kadar uzun bi problem gerçi ama Juan de Ramos gibi bir teknik adamın tek kuruş para kazandırmadan başka bir takıma transfer olabilmesi hiç de adil değil. Oyuncular gibi teknik direktörlere de bonservis verilmeli...

"Nole"


Tamam kabul ediyorum son zamanlarda blog tenis ağırlıklı oldu. Ama ara transferlerin sönük geçtiği bir dönemde futbolda pek fazla hareket olmazken bu derece enteresan geçen bir Grand Slam ile ilgili bir kaç şey yazmasaydım haksızlık etmiş olurdum. 1 numaralı ve 2 numaralı seri başlarını eleyen iki 21 yaşındaki genç adam (Novak Djokovic ve Jo-Wilfried Tsonga) bugün bize çekişmeli ve bir o kadar da renkli bir final izlettirdi. Katıldığı son 4 Grand Slam'de yarı final gören fakat daha önce hiç şampiyonluk yaşamamış olan Sırp Novak Djokovic birazda tecrübesiyle 4 set sonunda ilk Grand Slam şampiyonluğuna ulaştı. İlk seti kaybettikten sonra moralini bozmayan ve rakibinin üstündeki tedirginliği iyi kullanan Djokovic meşhur back-hand paralel toplarıyla sonuca gitti. Kendisini tenisseverler olarak tebrik ediyoruz ve başarılarının devamını diliyoruz. Yazıyı da "tenis dünyasının muzur çocuğu" (ne kötü, ne klasik bi kalıptır bu da yaa) Djokovic'in meşhur taklitlerinin olduğu bi video ile bitireyim dedim, buradan bi bakın sempatik çocuk..

26 Ocak 2008 Cumartesi

Di Santo, Franco


Ne zaman Arjantin'den genç bir yetenek çıksa, Arjantin genç milli takımıyla önemli başarılara imza atsa hep aynı laf geçer, "yeni Maradona". Bu çocuk için de öyle deniyor. Avrupa'nın önde gelen kulüpleri Manchester United, Liverpool vb. çok uğraştı almak için Chelsea'ye kısmet oldu. 18 yaşında, İtalyan pasaportlu, 6 milyon dolar takımı Audax Italiano'ya onu gözden çıkarmak için yetti. Kadroda yer bulması çok zor büyük ihtimalle ya kupa topçusu olacak ya da kiralık verilecek. Bu yaşta kapağı Avrupa'ya atan Güney Amerikalılar genelde kıtalarına bir sefer daha yapıp tekrar gelirler, harcama ve harcatma kendini Franco...

Fedex'i de yenerler...


Sıkı bir tenis takipçisi değilim. Ama severim bu sporu, elimden geldiğince izlemeye takip etmeye çalışırım ne var ne yok bilirim kabaca. Bu sıralar bildiğim bir şey varsa o da Federer'in yenilmediğidir. Evet bildiğiniz yenilmediği. O adamın daha yenildiği bir maçını izlemedim. Ta ki bu sabaha kadar. Yine o herzamanki kendine güvenen, yenilmez, mağrur edasıyla çıktı korta Roger. Fakat karşısında hiç kimsenin yenilmez olmadığına yürekten inanan bir Sırp vardı. 3 sette paketledi Federer'i. O sakin, sessiz, bir nevi buz adamı kendinden geçirdi Novak. Federer, hakemle, seyircilerle uğraşmaya başladı, kendine ve vuruşlarına olan güvenini kaybetti, en sonunda da maçı. Djokovic, Federer'in yada hayranlarının taktığı isimle "Fedex"in kariyerinde üstüste 11. kez Grand Slam finali görmesini ve bu alanda rekor kırmasını engelledi. Şimdi finalde bir diğer genç raket Tsonga ile karşılaşacak. Yarın sabah saat 10.30'daki bu maç kaçmaz..

25 Ocak 2008 Cuma

Stanley Park



Bizim ülkede de çokça yaşanır bu olay. Başarısız olduğun yada taraftarla ters düştüğün zaman tesis yaparsın. Ne yaptın derlerse kulübün geleceğini kurtardım ben şu kadar milyon euroluk yatırım yaptım dersin kurtarırsın paçayı. Liverpool'un Amerikalı sahipleride bu yöntemi uyguluyolar bugünlerde. Almak için uğraştıkları 350 milyon poundluk krediyi aldıktan sonra bunun 105 milyon poundunu yeni stad için kullacaklarını açıkladılar. Yeni stad Stanley Park'ın 2011 ağustosunda biteceği söyleniyor. 71000 kişilik kapasitesiyle o muazzam Liverpool taraftarına evsahipliği yapacak olan stadda tek parça halinde 18000 kişilik KOP tribünü bile planlanmış. Projesinin fotolarını da koydum yazının başına. Ama yinede Liverpool taraftarı bunları yemez Amerikalılar, siz yinede aranızı hoş tutmaya bakın Rafa'yla..

24 Ocak 2008 Perşembe

Adios Nadal..


Jo-Wilfried Tsonga. Çiftlerde, Richard Gasquet'nin Fransa takımındaki göze batmayan eşi. Teklerde, seri başı olmadan Avustralya Açık finaline çıkan ilk tenisçi. İlk turda Andy Murray'i eleyip göze batmıştı. Daha sonra eşi Richard Gasquet'yi de eleyip beni daha dikkatli izleyin dedi, bizde izledik. Mikhail Youzhny'i çeyrek finalde süpürdü 3 sette. Yarı finalde Nadal çıkınca tamam dedik, bu kadarı yeter de artar bile zaten. Yetmedi. Turnuvanın, Federer buldozerine dur diyebilecek tek tenisçisini de 3 sette ezdi geçti, hemde toplam 7 oyun vererek. Şimdi finalde, hemde kariyerinde katıldığı ikinci Grand Slam'de, hemde seri başı olmadan. Rakibi Federer - Djokovic eşleşmesinden gelecek, Türkiye saatiyle yarın sabah saat 10.30da. Kim gelirse gelsin, kalbimiz seninle Tsonga..

Kop isyanlarda..



Bazı oyuncular vardır teknik direktör kovdurur derler ya hani, işte bazı teknik direktörler de vardır kulübün sahibine kulübü sattırır. İşte Anfield Road'da şu sıralar bu olaylar gündemde. Kulübün Amerikalı sahipleri Tom Hicks ve George Gillett, teknik direktör Rafa Benitez'in yerine Jurgen Klinsmann'ın adını gündeme getirince ateşli Liverpool taraftarını karşısında buldu. Yapılan anketlerde taraftarların tamamının Rafa'nın arkasında olduğunu gören Amerikalılar bu konuyu beklemeye almaya karar verdi. Hey Amerikalılar, akıllı olun..!