11 Mart 2008 Salı

Barcelona Olsun


İspanyol Fabregas, Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde rakibiniz kim olsun sorusuna, Barcelona olmasın da kim olursa olsun, onları Moskova'da istiyoruz demiş. Bu Fabregas, Barcelona altyapısından yetişmiş Arsenal'de Wenger'in ellerinde olgunlaşmış bir nevi İspanyol - İngiliz - Fransız ortak yapımı bir yıldız. 2 sene önce Paris'teki Şampiyonlar Ligi finalinde yenildikleri Barcelona'yı yine finalde istemeleri ise gayet anlamlı. Esas soru, Arsenal finale kadar Barcelona ile eşleşmeden çıkabilse bile Barcelona'nın bunu yapıp yapamayacağı, hele ki Messi olmadan.

Yesica Toscanini





Juan Roman Riquelme'nin 86 doğumlu ex aşkı. Yeniden birlikte olmalarının gündemde olduğu söyleniyor. Tabi Roman, Yesica'nın 2 gün önceki (9 Mart) doğumgününü unutmadıysa.

Herri Norte ve Saygı Duruşu


Haftasonu Athletic Bilbao Valladolid ile karşılaştı sahası San Mames'te. Bilbao'lular şehrin azizi San-Mames'in adının verildiği bu stada hemen yanında yer aldığı aynı adlı katedralden dolayı "La Catedral" demekte. Haftasonu tüm İspanya Ligi maçlarında ETA terör örgütünün cuma günü yaptığı saldırıda ölen sosyalist parti eski meclis üyesi Isaiah Carrasco adına saygı duruşu yapıldı. Bilbao yöneticileri de tarihlerinde ilk defa bir ETA saldırısı sonrası ölenler adına saygı duruşu yapılmasına izin vererek tarihe geçti. Bilindiği üzere aşırı sağcı Bilbao takımı, futboldan çok siyasi bir simge olarak görülmekte. Bu jeste pek olumlu yaklaşmayanlar da var tabi. Bilbao'nun kale arkasındaki en ateşli taraftar grubu Herri Norte saygı duruşu sırasında sloganlar atıp pankartlar açarak tepkilerini gösterdi. Bunun yanında Bilbao'lu futbolcularda saygı duruşunda bulunmayıp Valladolid'li futbolcuları izlemekle yetindi. Futbolda siyaset heryerde. Saygı duruşunda yaşananların videosu da burada.

10 Mart 2008 Pazartesi

Kısa Olan


Bu sene hiçkimseninkini görmediğimiz kadar gördük bu ikilinin fotoğrafını. Liverpool atkısını tutan, ve tutarken de sırıtan biri uzun, diğeri kısa iki zengin Amerikalı. Tom Hicks ve George Gillett. Önce kulübü Dubai'li işadamlarına satmayı gündeme getirdiler, ardından menajer Rafa Benitez ile yollarını ayırabileceklerini duyurup nabız yokladılar, taraftardan fırçayı yiyince yeni stad yapacağız kredi aldık dediler, krediyi ödeyemeyip kulübü tekrar Dubai'li işadamlarına satma konusunu açtılar. Gillett satma konusunda ısrarcı, Hicks ise karşıydı. Gillett, yani resimdeki kısa boylu olan, ortağının sözünü dinlemedi ve tuttukları atkının üstünde yazan sloganın tersine onu yalnız bırakarak sahip olduğu 49%'luk hisseyi Dubai'li işadamlarının sahip olduğu DIC şirketine 170 milyon sterline sattı. Sonuç olarak şirketin çoğunluk hisselerine hala Hicks sahip fakat Liverpool hiç olmadığı kadar futbol dışı olaylarla malzeme olmaya devam ediyor.

Top 10 FA Cup Hüsranları



Bi önceki postla bağlantılı olarak Telegraph gazetesinde bulduğum FA Cup tarihindeki en büyük 10 hüsranı sıralamak istedim;

- Hereford United - Newcastle United 2-1 (3. tur tekrar maçı, 1972)
- Sunderland - Leeds United 1-0 (Final, 1973)
- Bournemouth - Manchester United 2-0 (3. tur, 1984)
- Liverpool - Wimbledon 0-1 (Final, 1988)
- Sutton United - Coventry City 2-1 (3. tur, 1989)
- Wrexham - Arsenal 2-1 (3. tur, 1992)
- Shewsbury Town - Everton 2-1 (3. tur, 2003)
- Manchester United - Exeter 0-0 (3. tur, 2005)
- Liverpool - Barnsley 1-2 (5. tur, 2008)
- Barnsley - Chelsea 1-0 (Çeyrek Final, 2008)

* Görüldüğü üzere bu şokları en çok yaşatan takım 2 kere ile Barnsley, en çok yaşayan takımlar ise 2'şer kere ile Manchester United ve Liverpool. Ayrıca 2005 yılındaki Man. Utd. - Exeter maçının rövanşında Man. Utd. maçı 0-2 alarak turu geçmiş fakat ilk maçta evinde Exeter'e karşı mahkum oynadığı ve mağlubiyetten kılpayı döndüğü maç bir utanç olarak görülmüştür.

** Resimde ise Newcastle'ı eleyen Hereford oyuncularının zafer sarhoşluğu mevcut.

İngiltere'nin En Prestijli Kupası


Başlıkta da yazdığı gibi, İngiltere'nin en prestijli kupası, öyle deniliyor en azından. Yarı finale kalan takımları yazıyorum; Barnsley, West Bromwich Albion, Cardiff City ve Portsmouth. 3 Championship ve 1 Premier League takımı. Barnsley, Cardiff ile Portsmouth ise West Brom. ile eşleşti. En son 1908 yılında 3 Premier League'den olmayan takım yarı finale yükselmiş ve en son 2004'te Premier League'den olmayan bir takım (Milwall) bu kupada finale çıkmış. Kupada bundan önceki 3 turda 13 gol atan West Brom. diğerlerinden daha niyetli gibi, Portsmouth'u elerlerse yaşlı kurtları toplayan Cardiff ile büyüklerin gazını alıp buralara gelen ama kendi de iyice şişen Barnsley eşleşmesinin galibini yenerler ve 6. FA Cup şampiyonluğuna ulaşırlar. Onlar olmazsa Portsmouth olur. Ama esas olan "İngiltere'nin En Prestijli Kupasına" oldu. Carling Cup, Avrupa Kupaları, Premier League derken büyükler bir yerden patladı ve FA Cup'ı gözden çıkardılar, bunda İngiltere futbolunun temposuna alışık olmayan yabancı oyuncuların artışının nasıl bir etkisi olduğu ise tartışılır, tartışılmalı..

Bu İş Bitti Gibi


Real Madrid'in, Raul'un kariyerindeki 200. golü attığı maçta Espanyol'u yenip Barca'nın evinde Villarreal'e yenilmesiyle fark birkaç hafta önce olduğu gibi tekrar 8 oldu. Barcelona'nın elleriyle ikram ettiği bu ikinci şansı, Şampiyonlar Liginden de elenmiş bir Real Madrid buradan sonra kaçırmaz. Barcelona'nın Bernabeu'ya geleceği 36. haftaya kadar iş bitmiş olur mu, fikstüre bakılırsa olabilir, ama olmazsa da Real o işi orada bitirip, ezeli rakibini yenerek şampiyonluğunu ilan eder gibi gözüküyor. Barcelona artık alttan gelen ve içerde bile yenemedikleri Villarreal'e 2.liği vermemeye bakar. Real'de Casillas Espanyol maçında Real formasıyla 300. maçına çıktı, Raul'da attığı 200 gol ile Real Madrid'in onursal başkanı Di Stefano'dan sonra takım tarihinin en golcü oyuncusu oldu. İstikrar, başarıyı da yanında getiriyor.

8 Mart 2008 Cumartesi

Mourinho'nun İntikamı



Önce geçen seneden itibaren süregelen iç çatışmaların yaşandığı Barcelona'da Rijkaard'ın, ardından çok kötü bir sezon geçiren Milan'da Ancelotti'nin son olarak da bu sezon da Şampiyonlar Ligi kupasını kaldırma ihtimali kalmayan Real Madrid de Schuster'in yerine adı geçti. O sene başından beri ya İtalya ya İspanya diyor. İtalyanca ve İspanyolcayı akıcı bir şekilde konuşabiliyor ve en büyük arzusu bir İtalyan ya da İspanyol takımıyla gelip Stamford Bridge'de Chelsea'yi devirmek ya da kendi deyimiyle "öldürmek". Bir takımın tarihindeki en büyük başarıları kazandırmış gelmiş geçmiş en başarılı antrenörünün o takım için bu tür şeyler söylemesi ne kadar acıdır, fakat Mourinho'nun bu lafları etmesinin nedeni Chelsea düşmanlığı değil. Kendisinin yerine gelen Avram Grant'ı hiç tanımadığını, sadece 2 ay beraber çalıştıklarını ve kulübün hala kendisinin bir parçası olmasına rağmen Grant için hiçbir şey hissetmediğini söylemiş. Buradan da Stamford Bridge'e Chelsea'yi değil, Avram Grant'ı ya da başka bir deyişle kendisinin yerine onu getiren patron Roman Abramovich'i devirmek için gideceği çıkıyor. Mourinho seneye elbet büyük bir kulübün başına geçer ve biraz da şansı varsa onu Stamford Bridge'de görürüz.

Futbolda Şahin Gözü Dönemi


Geçen seneden beri futbolda kullanılması planlanan ve pilot rezerv takımlarda denemeleri yapılan Şahin Gözü sisteminin yaratıcıları bugün FIFA yetkilileri ile görüşecek. Premier League kulüplerinin desteklediği ve daha önceleri buna benzer ama daha basit bi uygulamayla gerçekleştirmeye çalıştığı sistem uygulamaya konursa bu futbol için bir devrim niteliğinde olacak. Tenis ve Kriket sporlarında halihazırda kullanılan ve çoğunlukla olumlu tepki alan bu sistem, saniyede 25 kare çekebilen tv kameralarının yerine saniyede 500 kare çekebilen özel kameraların yerleştirilip ve bu çekilen görüntülerin birçok bilgisayarın yardımıyla tek bir bilgisayara aktarılıp orada değişik açılardan çekilmiş bu görüntülere bakılarak topun çizgiyi geçip geçmediğine karar verilip bunun saha içine aktarılmasından oluşuyor. Tabi ki bu olayların hepsi en fazla 2 saniye içinde gerçekleşiyor ve hata payı yok denecek kadar az. FIFA'nın da sıcak baktığı bu sistem uygulamaya konursa futbola teknoloji sızıntısında start verilecek. Bu sızıntı hakemlik kurumunun ortadan kalkmasına kadar gidebilir.

UEFA'da İlk Tur Sonuçları ve İngilizler


Avrupa Kupalarındaki takımları yorumlarken İngilizlerin 7 takımla devam etmelerini ve Mayıs ayına 3 takımla girebileceklerini belirtmiştim bi önceki postta. Onlar tabiki yine zor olanı başardılar ve UEFA'daki 3 takımları da ilk maçlar sonunda turu tehlikeye attı. Bunlarında arasında mazereti en çok kabul görür olan Everton, Fiorentina'ya 2-0 yenildi İtalya'da, bu sezon zaten gidebileceği yere kadar gitmiş olan Bolton, Sporting'le berabere kaldı içerde ve gecenin belki de en felaket İngiliz'i olan Tottenham, futbol adına sezon başından beri ortaya hiçbir şey koymayan ve bu kadro ve oyun yapısıyla zaten istese de koyamayacak olan PSV'ye yenildi içeride gol atamadan. PSV büyük ihtimalle oyunu orta sahada sıkıştırıp hızlı adamlarıyla kontraya çıkmıştır, golü de Farfan atmış zaten. İkinci maçlar her türlü sonuca açık ama Everton 3 fark atamaz Fiorentina'ya, Bolton bir gol bulup üstüne yatarsa, Tottenham da Ramos geldikten sonra gösterdiği performanlardan birini sergilerse turu kapabilir. Gecenin diğer sonuçları;

Getafe - Benfica 1-2
Anderlecht - Bayern M. 0-5
Bolton - Sporting CP 1-1
Leverkusen - Hamburg 1-0
Marsilya - Zenit P. 3-1
Rangers - Werder B. 2-0
Fiorentina - Everton 2-0
Tottenham - PSV 0-1

6 Mart 2008 Perşembe

Turun Sürprizleri


Salı ve çarşamba gecesi oynanan 7 maçla Liverpool - Inter eşleşmesi haricinde Şampiyonlar Ligi çeyrek finaline çıkan takımlar belirlendi. Schalke Porto'yu, Fenerbahçe de Sevilla'yı penaltılar sonunda geçerken, San Siro'da Milan'ı kitleyip son 5 dakikada işi bitiren Arsenal, Real Madrid'i Roma'da olduğu gibi Madrid'de de aynı tarifeyle 2-1 yenen Roma, evinde Olimpiakos'u 3-0 yenen Chelsea, Glasgow'da aldığı 3-2'lik galibiyetle avantajı ele geçirip Camp Nou'da da yeşil beyazlı rakibini 1-0 yenen Barcelona ve evinde bir diğer tek golle kazanan ekip olup Lyon'u eleyen Manchester United turu geçti.



Turu geçen 7 takım arasından Fenerbahçe ve Roma beklenmeyeni ve zor olanı başardılar ve güçlü İspanyol rakipleri Sevilla ve Real Madrid'i elediler. İspanyol'ların umutları artık Şampiyonlar Liginde Barcelona'ya, UEFA'da ise Getafe'ye kaldı. Bu ikisinin de yarı finalden öteyi görebileceğini sanmıyorum. Barca eskisi gibi değil Getafe ise Benfica karşısında sonlandırır Avrupa kupaları macerasını. Fenerbahçe'nin kurada Schalke'yi seçmeye bakması lazım çünkü onun dışındaki takımlar, takım karakteri olarak kaybetmeye alışık olmayan ve anca birbirlerini yenebilecek takımlar, özellikle de bu gibi stresin gittikçe arttığı turlarda. Ayrıca bir parantez de İngilizler'e. Liverpool'un da evinde Inter'e 2 veya 3 farkla yenilmeyeceğini varsayarsak Şampiyonlar Liginde 4, UEFA'da 3 takımları var. Bu iki büyük kupanın finallerindeki 4 takımdan 3'ünün İngiliz olması bile muhtemel. UEFA'da gecenin maçları bu gece oynanacak, o eşleşmelerden çıkıcak olanlar için tahminlerim ise; Bayern Münih, Fiorentina, Marsilya, Sporting CP, Werder Bremen, Hamburg, Tottenham ve Benfica.

3 Mart 2008 Pazartesi

Blatter'in Dediği Oldu


Bir başka önceki yazımın devamı da İspanya Futbol Federasyonu'nun (RFEF), hükümetin baskılarına rağmen erken seçim yapmayıp FIFA'nın sözünü dinleyeceğini açıklaması üzerine. Federasyon Başkanı Maria Villar yaptığı açıklamada FIFA'nın kuralları dahilinde yollarına devam edeceklerini ve hükümetin baskılarına boyun eğmeyeceklerini açıkladı. İspanya futbolu için yürek ferahlatan bir haber, kaldı ki Milli takımlar ve kulüpler bazında uluslararası müsabakalardan men cezası almaları gündemdeydi. Siyaset spora karışmasın zaten, bi orda eksik kalsın.

Bana Müsade


Zaragoza'nın bu seneki performansı ve teknik direktör değişimini işleyen bir yazı yazmıştım daha öncesinde. Ander Garitano 8 gün dayanabilmiş ve yerine Javier Irureta gelmişti. Acaba ne yapar dediğim Irureta'da 6 hafta dayanabildi ve kariyerini daha da yerle bir etmeden ayrıldı. Zaragoza, La Liga'da düşme potasının bir basamak üstünde son 4 maçında 4 mağlubiyet aldı, bunlara son maçtaki Levante mağlubiyeti de dahil. Son 7 haftada 3 teknik direktör yolladı (Victor Fernandez, Ander Garitano, Javier Irıreta) 4.sü henüz belli değil. Herhangi birinin elini bu kadar ağır bir taşın altına kolay kolay sokacağını da sanmıyorum, bayağı bir yüklü maaş vermeleri gerekecek yeni antrenöre. Sonuçta Zaragoza ligden düşmez fakat çok kara bir dönemden geçtikleri kesin.

2 Mart 2008 Pazar

Top 10 Öfke Krizleri



Telegraph, Gallas'ın, Eduardo'nun ayağının kırıldığı Birmingham maçındaki son dakikadaki penaltıdan sonra reklam panolarını tekmeleyip orta yuvarlağa oturup bir daha kalkmamasından yola çıkıp en büyük 10 sinir krizini sıralamış. Eric Cantona'nın 1 numara olması gerektiğini düşünürken onun üstünde 4 kişi daha görünce şaşırmadım değil.

1- Paolo di Canio
2- Antonio Cassano
3- Hossam Ghaly
4- Mido
5- Eric Cantona
6- Silvio Baldini
7- Giovanni Trapattoni
8- Alberto Malesani
9- Kevin Keegan
10- Sheikh Fahid Al-Ahmad Al-Sabah

Hepsi birbirinden ilginç bu görüntüleri açıklamayayım siz gidin izleyin istediğinizi istedim. Kısaca değinmek gerekirse Fatih Terim'in İngilizcesi Trapattoni'nin Almancası yanında mütercim tercüman seviyesinde kalıyor. Kuweyt Emir'inin Fransa'dan yenilen 4. golün haksız olması dolayısıyla takımını bir Dünya Kupası maçında sahadan çekmeye çalışması, Cassano'nun gözyaşları ve Alberto Malesani'nin rakip teknik direktöre kusurlu müdahelesi(!) de görülmeye değer.

Premier League'de Zirve Yarışı



İngiltere'de zirve yarışı kızışıyor. Arsenal'in ardarda kaybettiği puanların neticesinde Manchester United, başta Ronaldo'nun müthiş performansı ile hızla puan farkını kapatıp 1'e indirdi. Dün oynanan maçlarda Arsenal, Blackburn beraberliğinden sonra Bendtner'in son dakika golüyle Aston Villa'yla da berabere kaldı, Manchester United ise Harrods destekli Mısır sermayesi Fulham'ı 3'ledi. Fulham düşer bu sezon artık, El Fayed'de kurtaramaz. Arsenal menajeri Wenger, Villa maçından sonra, son dakikada gelen bu beraberliğin galibiyet niteliğinde olduğunu ve sezonun geri kalan kısınmları için çok olumlu bir puan olduğunu söyledi. Bizde olsa liderin kendi evinde son dakikada beraberliği kurtarması rezillik olarak nitelendirilir, bizde lider her maçı almalı(!)